
by İmam Gazali
Kıyametin bu tehlikelerinden dünyadayken haberdar olup onlardan korkan, sakınan ve tedbirini alan kimse, yarın âhiret günü emniyette olur. Korkudan bahsederken, kadınlarda olduğu gibi yufka yürekliliklerinden kaynaklanan ağlamayı, kıyametin dehşetlerini işittiğin vakit mahzun bir tavır takınmanı ve kısa bir müddet sonra unutarak oyun eğlenceye dalmanı kastetmiyorum. Böyle bir korkudan ne çıkar ki!
Bir şeyden korkan ondan kaçar; bir şeyi ümit eden de onu arar. Seni ancak, Allah’a isyan etmekten engel olan ve O’na itaate teşvik eden bir korku kurtarabilir.
Kıyametin felâketlerinden kadınların yufka yürekliliği gibi korkanlardan başka bir de ahmakların korkusu vardır. Çünkü onlar kıyametin felâketlerini işittikleri vakit hemen, “Allah’ım! Sana sığınırız, senden yardım dileriz. O gün bizleri koru ve kurtar” derler; ancak felâketlerini hazırlayan günahları işlemeye devam ederler. Şeytan ise onların bu gayri samimi sözlerine gülmekle yetinir.
Bu kimsenin durumu şu adama benzer. Adamın biri tek başına çölde giderken, bir aslan sürüsünün kendisine doğru gelmekte olduğunu gördü. Bu kimsenin arkasında sığınacağı bir kale olmasına rağmen, yere oturup, “Ben kaleye, onun sağlam duvarlarına ve temellerine sığınıyorum” demeye başladı, koşarak kaleye sığınmadı. İşte bu kimsenin hali ne kadar gülünç ise, “Ben ateşten Allah’a sığınırım!” deyip de kendisini ondan koruyacak şeylere koşmayan kimsenin sözleri de o derece tuhaftır. Çöldeki adamın bu sözleri kendisini aslanların saldırısından koruyabilir mi?
İşte kıyametin dehşet ve felâketleri de bunun gibidir. İnsanı bu tehlikelerden ancak, sadık ve samimi bir kalp ile söylenen “lâ ilâhe illallah” kalesi kurtarır.